Natali Nıvart Koçyan

Nov 20


( yorum ekle )
Nov 05

Tasarım Ödülleri 20 Kasım'da dağıtılacak

 

Çok Güzel Hareketler Bunlar tiyatro ekibinin de özel bir gösteriyle sahne alacağı Tasarım Yarışması'nın Ödül Töreni, 20 Kasım'da, MKM'de gerçekleştirilecek. Mobilya tasarımı ile ilgili sanayicisinden akademisyenine, üniversite öğrencisinden profesyonel tasarımcısına herkesin katılımına açık olacak Ödül Töreni'nin 1000 kişi ağırlaması bekleniyor.

 

Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Ulusal Ev Mobilyaları Tasarım Yarışması'nda final için nefesler tutuldu. Türkiye çapında 26 üniversiteden 379 proje başvurusu alan Tasarım Yarışması'nın ödülleri, 20 Kasım'da, Mustafa Kemal Merkezi'nde (MKM) düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

 

Kanepe, Yatak Odası, Oturma Grubu, Genç Odası, Yemek Odası ve Aksesuar olmak üzere altı kategoride ödül dağıtılacak gecede, Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM) oyuncularının kurduğu Çok Güzel Hareketler Bunlar isimli tiyatro ekibi de özel bir gösteri sahneleyecek. Çok Güzel Hareket Bunlar ekibinin Tasarım Yarışması'na özel olarak tasarladığı oyunun sahnelenmesinin ardından altı kategoride 30 projeye ödül verileceği öngörülüyor. Toplam para ödülü 84 bin YTL'yi bulurken, yarışmanın kazananları, iş ve staj olanakları, yurtdışı fuarlara katılım ve tasarımlarının patent haklarının koruma altına alınması gibi önemli kazanımlar da elde edecekler.

 

Ödül Töreni'ne iç mimarlık, endüstriyel tasarım, mobilya dekorasyon ve ağaç işleri endüstri mühendisliği bölümlerinden öğrenci ve akademisyenler, mobilya sanayicileri, bayileri, tedarikçileri, profesyonel tasarımcılar, iç mimarlar ve mobilya tasarımına ilgili herkesin katılımı bekleniyor. Katılımla ilgili ayrıntılı bilgi MOSDER'e 0 212 465 69 17 ya da 0 212 465 69 18 numaralı telefonlarından ulaşarak alınabilir.


( yorum ekle )
Nov 04

Teslim Olmuyorsan,,,

 

Buenos Aires'te ihtiyar bir adamdı. Briyantinli, gümüşten saçları vardı.
Güney Amerikalı bir beyazdı pantolonu, ayakkabıları yumurta topuktu.
Gömleğinin önü göbeğine kadar açıktı, eski zaman parfümlerden kokuyordu.
Kulüp Grisel'in pistinde kırmızı ışıklar yanıyordu.
Adam, ayağa kalktığında biraz, bana doğru yürürken biraz daha,
adım adım daha da gençleşiyordu.
Dansa kaldırdığında beni, iyiden iyiye zıpkın gibiydi.

Zaten genç olmayı
en iyi ihtiyar adamlar bilir,

genç kız cilvesi yapmayı da
en iyi ihtiyar kadınlar.

İnsanlar çünkü;
yıllar içinde rahatlar,
gençliklerinde cesaret edemediklerini
ancak ihtiyarladıklarında olurlar....

Kulüp Grisel'de tangoların en beteri çalıyor;
en sevmişi,
en terkedilmişi,
epey görmüş geçirmişi.
Bakılmaz tango yaparken göz göze, sanılanın aksine.
Gövdeyle ilgili bir meseledir, orada, pistin ortasında sürüp giden;
kadınla ve tamamen erkekle ilgili.
Fakat bir şey var, adımlar takip etmiyor birbirini.
Ve adam, ihtiyar olan, belimden tutup sarsıyor beni...

Gırtlağının en belalı dibinden,
hatta belki karnının yaralanmış yerinden
geliyor sesi:
"Teslim olmuyorsun" diyor,
"Sen, bu yüzden dans edemiyorsun!"
Ne halt edeceksin!!!


Sonra, başka bir zaman, bir Ankara evinde,
ki en kalbî meseleler odalarda yaşanır Ankara "sahillerinde".

Adamın biri, epey canı sıkkın, votkalı motkalı.
Bir kadını çok seven, epeydir sevmiş olan adamın biri, mahzun, kırgın ve demli, demişti ki:
"Ne biliyor musun bu işin sırrı?
Bırakacaksın kendini.
Mutlu olmak istiyorsan teslim olacaksın.
Hayatını mı mahvediyor çok sevdiğin?
Bırak mahvetsin.
Sen severken mahvolmayacak kadar değerli misin?
Diyelim o kadar değerlisin.
Peki o zaman üstat, o değeri harcamayıp ne halt edeceksin?"

Kim öğretti bize teslim olmamayı?
Başımıza bir şey gelir diye
başımıza bir şey getirmeden yaşamaya çalışmayı,
hiçbir şey getirmeden ölüp bitmeye çabalamayı,
böyle sürüp gitmeyi...
Kim öğretti?
Kadınlar adamlara,
adamlar kadınlara teslim olmadan,
yıllar yılı elinde bir mızrakla,
bir mesafeden ve tetikte.
Kaskatı kesilerek, "Kimse beni teslim alamaz" diye
büyük ordularımızı birbirimize karşı böyle küçük numaralarla yönetmeyi...
İki seven insan gibi değil de, bir teneke başarı madalyası için çabalayan kale
komutanları gibi...
Sınır boylarımıza bu uç beylerini, bu asabi, hırçın ve
aslında korkulu çocukları kim yerleştirdi?

"Benim sosyal hayatım, benim param, benim başarım, benim hayatım"
diye sakındığınız,
"kimsenin peşinden gitmeyerek"
çok müthiş savunduğunuz bütün o şeyler,
hakikaten söylesenize,
sizi gerçekten
-ama gerçekten diyordum bak-
mutlu etti mi?
Teslim olmadan tamamladınız hayatı, tebrik ederiz,
bırakmadınız hiç kendi yakanızı.
Söylesenize,
etiniz acısa acısa en çok ne kadar acıyabilirdi?

Ona buna,
şu adama,
bu kadına değil aslında,
biz, -tebrik edelim kendimizi!- kendimize teslim olmadık.
Gece kremlerini kimse alamaz şimdi sizden,
tenis derslerinizi ve arkadaşlarınızla eğlenmeye çabalayarak
içtiğiniz "bağımsız" gece içkilerini,
tek başınıza, keyifle izlediğiniz maçları
ve ucu görünmediği için daha da korkunç olan
"kendi geleceğinizi."

Şimdi siz tam da dergilerdeki, şık dizilerdeki, gıcır reklamlardaki kadınlara ve adamlara benzediniz....
Teneke madalyanızı güneşe döndürünüz,
ne güzel de parıldıyor.
Pırıl pırıl,
parıl parıl.
Çok tebrik ederiz!

Ece TEMELKURAN

( yorum ekle )
Oct 30

Pasif ev

“Pasif Ev” çeşitleri artmaya devam ediyor

İsveçli yeni bir firma olan Kjellgren Kaminsky Architecture, 6 yeni “pasif ev” modeli geliştirdi. Mimarlar bu tasarımların İsveç’in ilk ekolojik prefabrik evleri olduğunu belirtiyor.

Evlerin her biri konut içerisindeki aktiviteden ve kullanılan ev aletlerinden geri dönüşümle elde edilen enerji ile ısıtılarak, radyatör gibi geleneksel ısıtıcılara bağımlılığı ortadan kaldırıyor. Sıcak suyun güneş panelleriyle sağlandığı konutlarda, duvar ve tavanlar da iyice yalıtılmış durumda.Havalandırma boşluklarının üzerindeki bir filtre de ısı değişim mekanizması olarak çalışırken Pencere boyutları da aşırı ısınmayı önlemek amacıyla mevsime göre değiştirilebiliyor.

Tasarımlar tek kattan 3 kata, taban alanı 100 metrekareden 200 metrekareye kadar değişiklik gösteriyor. Yerleşim düzenleri ve odalar esnek olarak ayarlanabiliyor.

Şirket ortakları Joakim Kaminsky ve Fredrik Kjellgren, “Yapım malzemelerinden montaja kadar tam bir paket hazırlamak istedik. Aynı zamanda tasarım, ekonomi, depolama, esneklik gibi konuları da içeren çevresel sorunlara da daha fazla dikkat çekmeye çalıştık” diyorlar.Firma, tasarımları ocak ayında İngiltere’de satmaya başlamayı planlıyor.

Pasif ev (Passivhaus) nedir?
Pasif ev teması, düşük enerjili binalar için geliştirilen tasarımlara dayanan bir hareketin ürünü. Bu konu ilk olarak Almanya Darmstadt’ta 1990’ların başında Prof. Wolfgang Feist ile İsveç Lund Üniversitesi’nden Prof. Bo Adamson tarafından geliştirildi.

Pasif evler konsepti, geleneksel ısıtma ve sistemlerine bağımlılığı azaltmak için ayrıntılı mimari çalışmayı kullanmayı öngörür ve belirlenen pasif ev standartları ile mekan ısıtma ihtiyacının en azından %80 oranında azaldığı gözlenmiştir.


( yorum ekle )
Oct 14

milonga radyo


( yorum ekle )

Dünya için birşeyler yapmak...

/ slayt gösterisi


( yorum ekle )
Dvorak Largo (from Symphony No , From the New World )

Dvorak / Yeni Dünya Senfonisi / Largo


( yorum ekle )
Oct 07

Önce metni okuyun, ardından videoyu seyredin..

 

Oğlu babasına sorar : « Baba benimle maraton koşmaya var mısın ? »

Kalp sorunları olmasına karşın baba, yine de « Evet, varım » diye yanıtlar.
Ve bir maratonu birlikte tamamladılar. Baba oğul başka bir çok maratonu daha birlikte koştular. Baba her seferinde oğlunun yeni bir yarış talebini kabul ediyordu.
Oğlu bir gün babasına « Baba, birlikte bir Ironman’a (Triathlon)  koşmaya var mısın benimle ? » deyince baba bu kez de evet der ve kabul eder.

(Bilmeyenlere anımsatalım ki Ironman dünyanın en zor triathlon yarışıdır ve üç dayanıklılık sınavından oluşur :

Denizde 3, 86 km’lik yüzme,  180,2 km’lik bisiklet ve nihayet 42,195 km’lik bildiğimiz maraton.

Baba oğul bu zor yarışı biirlikte tamamladılar. Nasıl mı ?


( yorum ekle )
Oct 06

( yorum ekle )

6 Ekim Dünya Mimarlık Günü

2008 DÜNYA MİMARLIK GÜNÜ:
Daha Güzel Bir Geleceğin Mimarı Çocuklar Olsun

2008 Dünya Mimarlık Günü, 6 Ekim 2008, Pazartesi günü kutlanacak. 3-6 Temmuz 2008 tarihleri arasında gerçekleşen UIA Torino Genel Kurulu kararı uyarınca, bu yıl bu özel gün, Genel Kurul seçimlerinin bir gün öncesinde vefat eden UIA Başkan adayı Giancarlo Ius’a adanacak. Tema, Ius’un sözlerini yazdığı şarkıyı anmak amacıyla “Daha Güzel bir Geleceğin Mimarı Çocuklar Olsun” olarak belirlendi. 2008 Dünya Mimarlık Günü kutlamaları bu mesajı yaymanın aracı olarak düşünülüyor ve tüm UIA Üye Kesimleri Giancarlo’nun ve dünyadaki bütün çocukların düşlerini kendilerince yorumlamaya çağrılıyor.

Ey mimar, sesimi duyuyor musun?
Çok şey istemiyorum, daha güzel bir çevre, planlama ve peyzajdan başka

Ey mimar, dünyayı kurtarmama yardım et
Tek isteğim sıcak bir yürek, temiz su ve solunacak temiz hava

Ey mimar, mekânları dönüştürmeme yardım et
Bilgini dikkatle kullan, çevrem dost bir mekân olsun

Ey mimar, güvenli bir yuva istiyorum
Teknolojiyi özenle kullan, yaşam kalitem daha iyi olsun

Ey mimar, belleğimizi korumama yardım et
Tarihle bağlarımızı koru, geçmişin güzelliklerine saygı duyulsun

Ey mimar, planların demokrasimizi kutsasın
Bırak ben de katılayım – bırak oyun oynayayım, kentim umutla dolsun

Ey mimar, birbirimize ve çeşitliliğe saygı duyalım
Öne çık ve becerilerini kullan, komşularım dostlarım olsun

Ey mimar, kültürel farklılıkları koru
Çalışmaların insani değerleri yüceltsin, tasarımların eşitlikçi ve anlayışlı olsun

Ey mimar, ben geleceğim, bırak arkadaşın olayım
Bırak yeni çevrelerinde başım dik dolaşayım
Düşlerimi bozma, ihtiyacım olduğunda seni bulayım
Küreselleşmeye evet, eğer barış içinse
Gel, bu geleceğin mimarı ol...

Giancarlo Ius


* Sözler, İngilizceye eski UIA Başkanlarından Rod Hackney tarafından, Türkçeye Aydan Erim tarafından çevrilmiştir.


( 2 yorum )